
Bir mekânı düzenlemeye eşya seçerek değil, soru sorarak başlamak gerekir: Burada ne yapılacak? Kim, nereden girip nereye gidecek? Gün ışığı nereden geliyor? Bu soruların yanıtları netleştiğinde, mobilyanın yeri çoğu zaman kendiliğinden belli olur. İç mekân tasarımı, süslemeden önce bu görünmez iskeleti kurmakla ilgilidir.
Dolaşım ve boşluk
İyi bir odada gözden kaçan en önemli şey, doldurulmamış alandır. İnsanların rahatça geçebileceği yollar, kapıların önündeki boşluklar ve eşyalar arasındaki mesafe; bir mekânın ferah mı yoksa sıkışık mı hissettireceğini belirler. Boşluk bir eksiklik değil, hareket ve nefes için ayrılmış bir tasarımdır.
Odak noktası
Her odanın gözü ilk çektiği bir noktaya ihtiyacı vardır: bir pencere manzarası, bir şömine, güzel bir masa ya da bir kitaplık. Odak noktası, mekâna bir düzen ve amaç kazandırır; mobilya bu noktaya göre yerleşince oda kendiliğinden okunur hâle gelir. Odaksız bir mekân, ne kadar dolu olursa olsun dağınık hisseder.
İşlevle başla
Önce mekânın nasıl kullanılacağını çöz; estetik bu işlevin üstüne oturur.
Katmanlı ışık
Tek bir tavan lambası yerine; genel, çalışma ve vurgu ışığını birlikte kullan.
Oran duygusu
Büyük mekânda küçük eşyalar kaybolur; küçük mekânda büyük eşyalar boğar.
Az ama iyi
Birkaç iyi seçilmiş parça, çok sayıda vasat parçadan daha güçlüdür.
Işığın bu düzendeki rolünü mekân ve doğal ışık yazısında, rengin etkisini ise renk ve atmosfer yazısında ele alıyoruz.